Yazar: <span>Psikolog Senanur Yıldırım</span>

Çaresizim

ÇARESİZİM

 

Yaşamımız boyunca birçok zorlu durumlar ile karşılaşabiliriz. Bu zorlu durumların üstesinden gelebilmemiz veya gelemememiz bu durumlara verdiğimiz anlamlarla ve problem çözme stratejilerimiz ile yakından ilişkilidir. Kişi stresli bir durumla karşılatığında vucüdumuz kendisini savaş veya kaç durumuna hazırlar. Kalp atışı hızlanır, kaslarımız gerilir, sindirim sistemimiz yavaşlar, solunum sıklığı artar ve birçok fizyolojik değişiklikler meydana gelir. Bu evreye Alarm Evresi adı verilir. Bu evrede vucüt kendisini stresör ile başa çıkması için hazırlar. Eğer stres azalmaz ise diğer bir evre olan Direnç Evresine geçilir. Bu evre kişinin problem çözme stratejilerini yoğun olarak kullandığı evredir. Kişi stresör ile başa çıkmaya çalışırken, vücutta tüm kaynaklarını stresörü ortadan kaldırmak için seferber eder. Vucüt bu durumda zorlanır. Kişinin çabaları ne kadar uzun sürer ve çabalar problemi çözmek için yetersiz kalırsa kişinin kişisel, fizyolojik ve sosyal kaynaklarıda giderek tükenir. Direnç Evresinde zorlu durumla baş edilememişse kişi kendisini tükenmiş hisseder ve Tükenme Evresine geçilir. Bu evre konu başlığından da anlaşılacağı üzere adeta ‘Çaresizlik’ evresidir de denilebilir. Kişi artık yapacak bir şeyinin olmadığını düşünür ve yaşadığı zorluklarla ilgili umutsuzluğa kapılır. Ve problem karşısında pes eder. Tüm bunlar beraberinde sosyal ilişkilerde çekinme, önceden yapılan etkinliklerden zevk almama, uykuya dalmada güçlük çekme, sürekli kaygı halinde olma vb. birçok olumsuz septomları getirir. Yaşanan bu olumsuzluklar sonucunda duygusal ve davranışsal bozukluklar meydana gelebilir. Prognoz kötü bir hal alırken kişi kendisini köşeye sıkışmış hisseder ve hayatı kendisine adeta zindan eder.

Yaşanan bu zorlu durumdan ve çaresizlik hissiden kurtulmak elbette mümkündür. Aldığımız psikolojik ve sosyal destek ile birlikte bu sorunları ortadan kaldırabiliriz. Psikolojik destek alarak problem çözme stratejilerimizin neden çözüm getirmediğini inceleyebilir ve yeni çözüm yolları geliştirebiliriz. Zorlu durumlarda nasıl tepkiler verdiğimizi inceleyerek, işe yarayan, işe yaramayan ve  bizi zora sokan tepkilerin farkına varabiliriz. Geçmişte yaşadığımız sorunlar karşısında geliştirdiğimiz çözüm yollarını inceleyebilir işe yarayan yolları şimdiki zamana genelleyebiliriz. Kendimiz ile ilgili birçok özelliğin farkına varıp, çaresizlik hissinden çıkarak problemleri çözme yolunda emin adımlar atabiliriz. Problemin çözümü için uyguladığımız  stratejileri gelecektede kullanabilir ve çevremizdeki insanlara yardımcı olabiliriz. Tabi ki bu süreç içinde çevremizden  alacağımız destek çok önemli bi etken olmakla birlikte  problemi çözme çabamızda bize yardımcı olacaktır. Aldığımız sosyal ve psikolojik destek ile birlikte bu sorunlar karşında yalnız olmadığımızı hissedecek ve umutsuzluğa kapılmayacağız.

Tüm bunların yanında aldığımız psikolojik ve sosyal destek ile birlikte çaresizlik hissini deneyimlemeye devam ediyor olabiliriz. Elimizden hiçbir şey gelmiyor olabilir. Geliştirdiğimiz çözüm yolları problemi çözmeye yetersiz kalabilir. Bu durumda kendi çaresizliğimizi kabullenmek ve bu sürecin kendi benliğimize neler kattığını fark etmek çaresizlik duygusunu daha rahat yaşayabilmemize ve çaresizliğe tahammül edebilmemize yardımcı olabilir.

                                                                                    Psikolog   Sena Nur YILDIRIM

 

KAYNAKÇA

 

 

 

 

TERAPİYE GİTMEYİ ENGELLEYEN İÇSEL DİNAMİKLER VE YÜZLEŞMEMEK İÇİN KULLANILAN SAVUNMA MEKANİZMALARI

Toplum olarak doktora gitme konusunda istekli olduğumuz söylenemez. ‘Zamanla geçer, biraz daha bekleyeyim geçmez ise giderim, ya kötü bir şey duyarsam.’ gibi düşünceler ile doktora gitmeyi engelleriz. Bu durum psikoterapi için de geçerli olabilmektedir. Hatta ruhsal zorlukları, fizyolojik zorluklara göre daha az önemsemekteyiz.

Terapiye gitmeyi engelleyen yanlış inançlar insan zihninde yer alabilmektedir. Bu inançlar kişinin kendi mental yolculuğuna çıkmasına engelleyici olmaktadırlar. Terapiye gidersem ‘deli damgası alırım, terapide anlaşılmam, verdiğim bilgiler gizli kalır mı?, verdiğim ücret aldığım hizmete karşılık gelir mi?’ gibi endişeler terapiye gitmede engelleyici olabilir. Terapide ki maddi karşılık aldığımız hizmeti değerli kılar. Nasıl ki ücretsiz verilen bir nesnenin bizde ki karşılığı, maddi değer vererek aldığımız bir nesne kadar değerli değilse, psikoterapi için ödenen maddi karşılık psikoterapiye daha fazla değer vermemizi ve işbirliği halinde olmamızı sağlar. Psikoterapi’de ki yanlış inançları değiştirebilmek için psikoterapiyi doğru tanımlamak gereklidir. Psikoterapi, gerekli eğitimleri almış bir uzman eşliğinde duygularınızı, düşüncelerinizi, kendiniz ve başkalarıyla ilgili inançlarınızı, kişisel yaşantınızı güvenli bir biçimde fark etme ve keşfetme sürecidir. Psikoterapi size, yaşadığınız zorluklar ve sıkıntılar ile ilgili içgörü kazandırmayı, düşünce ve davranışlarınızda değişiklikler meydana getirmek için motivasyon kazandırmayı amaçlar.

Terapide kendimiz, duygularımız, ve inançlarımız ile yüzleşmemek için savunma mekanizmalarımız devreye girebilir. Bu savunma mekanizmaları terapiye katılmada engelleyici bir role sahip olabilirler. Savunma mekanizmaları  egonun üzerindeki baskı ile başa çıkabilmek için oluşturulmuş düşünce, tutum ve davranışlardır. Örneğin kişi öfke kontrol sorunu yaşıyor ve çevresi tarafından yardım alması isteniyor, fakat kişi öfke kontrol sorunu olmadığına inanarak terapiye gelmeyi reddediyorsa bu kişi İnkar savunma mekanizmasını kullanıyor olabilir. Bir başka savunma mekanizması örneğinde ise kişi terapide vereceği bilgilerin başkalarıyla paylaşılacağını düşünerek terapiye gitmeyi güvensiz bulabilir. Bu durumda ise Akla Uygunlaştırma (Rationalization) savunma mekanizması gelişmiş olabilir. Son bir örnek verilecek  olursa, kişi psikoterapiye gelmeyi çocukları için karşılayacağı ihtiyaçları, kendi ihtiyaçları için kullanmayı uygun görmemesi nedeniyle reddediyor ise bu kişi Ahlaksallaştırma savunma mekanizmasını kullanıyor olabilir. Bu mekanizmalar ile kendimize yapacağımız yolculuğu ne kadar ertelersek o kadar kendimize yabancı kalmış olacağız. Çok geç olmadan kendiniz ile ilgili farkındalığınızı arttırmak ve yaşadığınız sıkıntı ve zorluklara içgörü geliştirmeniz dileğiyle…

 

KAYNAKÇA

Narsistik Bir Annenin Kızından Mektup

Canım çok yanıyor. Dünden beri durup durup aklıma geldikçe ağlıyorum. Geçmişi düşünüyorum. Herşey yerine oturdukça …

Pandemi Sonrası Ofise Dönüş!

Uzun bir aradan sonra iş yerlerine yavaş yavaş dönüşün yapıldığı bir süreçle güne merhaba diyoruz. Zorlu ve …

Online Terapi/Online Psikolojik Danışmanlık

Online terapi-online psikolojik danışmanlık hizmeti nedir? Online terapi  yüzyüze yapılan bireysel, aile, çift vb  görüşmelerin …