Ay: <span>Ocak 2022</span>

Sınav Kaygısı

SINAV KAYGISI ÜZERİNE
Öğrenilen bilgilerin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun bir kaygı olarak kabul ettiğimiz sınav kaygısı pek çok kişinin hayatını etkilemektedir. Sınava yüklenilen anlamlar, sınav sonrasındaki kazanımlar ve çevresel faktörler bu kaygının artmasına neden olmaktadır.

❇️Üniversite sınavının yaklaşmış olduğu bu günlerde özellikle sınav kaygısını tanımak ve oluşabilecek stres kaynaklarına karşı farkındalık kazanmak için gelin hep birlikte sınav kaygısı konusunda ne yapmamız gerekir bir göz atalım.

Sınav öncesi neler yapılmalıdır?
✨Sınava yönelik çalışma alışkanlıklarını gözden geçirmek önemlidir.
✨Çalışma açısından, sağlıklı bir ortam da bulunulmalı ve süre iyi kullanılmalıdır.
✨Beslenme ve uyku saatine dikkat etmek son derece önemlidir.
✨ Sınavla ilgili çalışmalar son zamana bırakılmamalı ,hazır olarak giriş yapabilmek kaygıyı azaltacaktır.

 ✍️ Sınav esnasında neler yapılabilir?
Sınav esnasında olumsuz düşünceler oluşabilir. Stres ve kaygı yaratacak bu otomatik düşünceler dediğimiz, istemsizce aklımıza gelen düşüncelere karşı alternatif olarak düşünceler geliştirmek gerekir. Yapamayacağım, başarısızım düşünceleri performansın daha da düşmesine ve sınav kaygısının artmasına neden olacaktır. Bu gibi durumlarda sınav esnasında kontrolün sizde olduğunu hatırlamak fayda sağlayacaktır. Yanıtlayabileceği sorulardan başlamak, kaygıyı azaltmaya yönelik teknikler kullanmak (hızlı gevşeme, dikkat artırma teknikleri, kontrollü nefes alıştırması) sınav esnasında yapılabilecek bazı çalışmalardır.

✍️ Sınav kaygısıyla başa çıkma yolları nelerdir?

Olumsuz düşüncelere karşı farkındalık sahibi olmak önemlidir.
Düşünce ve inançları sorgulamak (gerçekçi olmayan düşünme alışkanlıklarını farklı bir gözle yeniden değerlendirmek.
Nefes egzersizleri bu konuda fayda sağlamaktadır.
Kaygıyı bastırmaya değil, onu kabul etmeye ve tanımaya çalışmak. Düşüncelerimizi anlamak ve otomatik düşünceleri taniyabilmek ve alternatif geliştirmek.
Dikkatini başka noktalara odaklama tekniği kullanılabilecek başa çıkma yollarıdır.
Psikolog Dilara IŞIK

 

Ergenlikte Ebeveyn Ve Çocuk İlişkisi Nasıl Olmalıdır?

Çocukluk dönemi ile erişkinlik arasında kalan ara bir dönemdir ergenlik, bir dönemin sonlanmasının getirdiği hüzün bir yandan yaşanırken başka bir döneme ait bilinmezliklerin ve heyecanın iç içe geçtiği, karmaşık durumlar yoğun olarak yaşanması olağandır.Ergenlik döneminde konacak yasaklar ve tanınacak özgürlüklerin sınırını kesin çizgilerle tanımlamak gerekir fakat her genç ve ailesi için ortak sınırlar belirlemek her zaman mümkün olmayabilir ve Aynı aile içinde bile kardeşler arasında farklılıklar olmuştur ve olacaktır. Ailelerin yeterli düzeyde ilgisinin ve ergenlik değişimleri konusunda bilgisinin olmasının, gerekli iletişim kurabilmesinin çocukta oluşan öfke ve buna bağlı şiddet içeren davranışları azaltır. Ergenliğin ilk yıllarındaki kız ve erkek çocuklar ailelerinden anlayış, ilgi, hoşgörü, sevilme, değer verildiğini hissetme, gizli tutmak istedikleri konularına saygı, destek ve yardim almak istemektedirler. Her bir yaşamın biricik olduğu bilinciyle doğru zamanda doğru desteği alarak ilerlemeniz ve sağlık dileğiyle..

 

Online Terapi Nedir?

ONLİNE TERAPİ NEDİR?

Online terapi  yüzyüze yapılan görüşmelerin internet ağı üzerinden, yüz yüze terapide kullanılan yöntem ve teknikler ile görüntülü ve sesli görüşmelerle uygulanan şeklidir.
Günümüz teknolojisi bizlere birçok alanda kolaylık sağlamaktadır. Online psikolojik danışmanlık hizmeti terapi sürecini daha kolay ve ulaşılabilir kılmakta ve zaman kaybı azalırken yüzyüze terapi süreci gibi ilerledigi için başarı sağlama oranı da oldukça yüksektir. Terapi yüz yüze olan seanslardaki gibi randevu saati içerisinde gerçekleşir ve Yüz yüze olan seanslardaki gibi randevu süreci İşler. Terapiye dair bütün kurallar ve sınırlar online görüşme için de geçerlidir.
Bir çok psikolojik durum için yüz yüze terapi kadar verimli olabilen online terapiyi tercih edebilir ve terapi süreciniz içinde rahatlıkla destek sağlayabilirsiniz.

ONLİNE TERAPİNİN AVANTAJLARI
Günümüz dünyasında içinde bulunduğumuz süreci göz önüne aldığımızda online terapinin bizlere sunduğu pek çok avantaj bulunmaktadır. En önemlisi zaman ve mekandan yana bir tasarruf sağlamaktadır. Evden dışarı çıkamayan bireyler için bu yönüyle ulaşılabilir kolay ve güvenilir bir süreç sağlamaktadır.
Online terapide pratiklik ve ulaşılabilirlik ön planda olduğu için seansınızı herhangi bir yerde esnek bir zaman dilimi ile gerçekleştirebilirsiniz.
Yüzyüze Terapi sürecini gerçekleştirebilecek bir bölgede olmayan destek almak isteyen bireyler için ayrıca bölge imkanları olanakları bir uzmana ulaşma açısından yetersiz olması durumunda imkan ve kolaylık sağlamaktadır.
Yüzyüze terapi sürecine engel teşkil edecek bir fiziksel rahatsızlığı bulunan bireyler için bu terapi şekli pek çok yönüyle avantaj sağlamaktadır.

Kendinize zaman ayırmanız ve sağlıkla kalmanız dileğiyle

 

Bir Şiddet Türü Olarak Duygusal Şiddet

Şiddet, Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization) tarafından, “fiziksel güç veya iktidarın kasıtlı bir tehdit veya gerçeklik biçiminde bir başkasına uygulanması sonucunda maruz kalan kişide yaralanma, ölüm ve psikolojik zarara yol açması ya da açma olasılığı bulunması” durumu olarak tanımlanmaktadır.

Duygusal şiddet ise şiddet türleri arasında günlük yaşamımızda çok sık rastlanan bir tür olarak ayrışım gösterir. Duygusal şiddet tüm bireylerde ağır psikolojik sorunlara neden olabilir. Duygusal şiddet iki özelliği ile diğer şiddet türlerinden ayrılır.
Bunlar;
1. Somut fiziksel bulguların olmayışı,
2. Kendi başına görülebileceği gibi pek çok örnekte diğer şiddet türleriyle birlikte bulunduğu kaydedilmiştir. Örneğin: Cinsel saldırıyı ele alalım maruz kalan kişi aynı zamanda duygusal şiddete de maruz kalmaktadır

Duygusal şiddete neden olacak davranışlar;
Yıldırmak, Tek başına bırakma, Suça yöneltme, Duygusal tepki vermeyi reddetme , Aşağılama, Kendi çıkarına kullanma , Vaktinden önce yetişkin rol verme ve reddetme sayılabilir.
Duygusal şiddet zamanla farklı psikolojik sorunların doğmasına ve kişinin değersizlik duyguları hissetmesine sebebiyet vermektedir. Aynı zamanda bireylerde depresyon, stres bozukluğu , anksiyete bozukluğu, alkol ve madde bağımlılığı gibi bir çok psikiyatrik rahatsızlık görülme olasılığı artmaktadır.
Kısacası şiddetin her türünde farkında olarak bir an önce önlem almak hayati önem taşımaktadır. Hepimiz hayatın içinde psikolojik şiddet ihtimaliyle karşı karşıya olduğumuzu unutmalı ve yardım almak noktasında ihmalkar davranmamalıyız.

Yansıtma Savunma Mekanizması

Yansıtma benliğimizin kendisine yakıştıramadığı duygu ve düşünceleri çevresindeki insanlara atfetmesidir. “Kişi kendinden bilir işi” demiş ya atalarımız, kişinin kendine ait kabul edilemez eksikliklerini, hatalarını ya da suçlarını, başkasının üzerine atmasıdır.
Hatalı olmayı kabul edemeyen bireylerde bu daha yoğun görülen bir savunma mekanizmasıdır.
Savunma mekanizması esasında hepimizin kullandığı içsel koruyucu mekanizmalardır. Bireyin gerçekleri manipule , yadsıma ya da çarpıtmak ve böylece sosyal olarak kabul edilebilir bir öz-imajı korumak ve sürdürmek için bilinçsizce geliştirdiği psikolojik stratejilerdir. Genel olarak sağlıklı bireyler hayatları boyunca bir çok savunma mekanizması kullanır ancak çocukluktan itibaren öğrenilmiş tek tip bir savunma mekanizması var ve bunu çok fazla kullanıyorsan bu mekanizma rahatsızlıklar oluşturmaya başlar.
Örneğin yansıtma mekanizmasını çok fazla kullanan bireylerde aynı yanlışı tekrar etme durumu ve aynı noktadan yaralanma vardır çünkü birey kendindekini göremediği için başkasıyla olan meşguliyetinde kendine has öğreneceklerini öğrenemeyip yerinde saymaya başlar.
Genelde bu durumu çok kullanan bireyler yavaş yavaş yalnızlaşabilir çünkü hatayı kabul edemeyen bireyin öfkeyle ve diğer duygularla mücadele edememesi sebebi ile ilişkilerinde yıkıcı bir süreç başlar ve sonu sebepsiz kopuşlar ile tamamlanır.
Savunma mekanizmalarımızdan savunacak noktaya gelmeden destek almak dileğiyle…

Baskı Ve Zorlama

Gelen bir çok danışanda gözlemlediklerimizden bir tanesi de çocukluktan gelen itaat ve baskıya, zorlanmaya boyun eğmenin öğrenilmesi ve yetişkinlikte de devam etmesidir. Manipülasyonun bir çok yolu vardır ve bazen ebeveynlerin farkında bile olmadan yaptıkları otomatik manipülatif suçlayıcı tavırlar çocukta yetişkinliğe uzanan bir suçluluk ve suçluluğun üzerinden kullanılma kısır döngüsünü oluşturur. Bu kısır döngü bireyin suçlu be kötü biri gibi hissetmemek için müthiş bir efor ve özveride bulunmasına sebebiyet verir. Örneğin bu temelle yetişmiş bir çocuğun annesi yetişkin bir bireyken de aynı durumla yetişkin evladını kontrol edebilir. Bu akşam arkadaşlarla yemek yiyeceğiz eve geç gelirim anne haberin olsun konuşmasının ardına anne “Çok geç kalma ama sen gelmeden ben uyuyamam uykularım kaçıyor “ dediğinde suçluluk duygusu bireyi sardığı işin anneye onu baskıladığı için öfke hissederken kendi kararlarını veremediği için de çaresiz ve kendine kızgın hisseder. Bu yetişkin birey hayatındaki bir çok insana aşırı verici ve verirken de tükenen bir tabloda ilerler. Bu aşırı vericilikle birlikte birey çevreden bir şey alamaz ve alıcı bireyler ile dolu bir hayat içinde çevresine öfkeli, kırgın, kızgın yaşamaya devam eder. Evlatlar için kaygılanmak çok doğal olsa da kontrolcü ebeveynlerin kontrolü elde tutmak için kullandığı bu yöntem istemeseler de evlatlarının yıllar içinde tükenmesine sebep olur. Suçlu arayamayız bu gibi durumlarda ama yaralar ve sebepler, problemler vardır. Önemli olan bu temelleri çözümleyebilmektir.

Yapayalnızım

Yalnız olmak ve yalnız hissetmek bambaşka duygu ve olgulardır. Biri durumdur ve çevrede insan olmaması anlamına gelir, diğerinde çevredeki insanlarla yakınlık, paylaşım, samimiyet ve sevgi hissedememek anlamına gelmektedir. Bazen sevgi duygusunun önünde bir duvar olması sebebiyle bireyler yakın oldukları insanlar ile ilişkilerinde güzel hisleri içselleştirememektedir. Bağ kurmak ve bağı sürdürmek çok geniş bir konudur ancak hayattaki herşeyde bu bağ durumumuzun tutarlılığını görürüz. Bir insanın başka insanlarla olan ilişkisi yaşamında başka bir çok tercihinde de kendini gösterebilmektedir. Mesela gardırobunda hiç giymediği ancak bir gün giyer oldugu düşüncesiyle bir kıyafeti tutmanın verdiği davranış aynı şekilde hayatındaki ilişkilerinde de hiç ilişki kurmadığı, sarmalanmadığı, bütünlük hissetmediği ilişkileri bırakamayıp belki bir gün düzelir umudu içinde sürdürmekle benzer bir tutum halidir. Yalnızlık bu ve benzeri bir çok bağlanma yöntemimizle ilgilidir. Bağ kurmanın önündeki duvarlar halledilmedikçe birey sevgi kaynakları bulamaz, varsa da kullanamaz. Yalnızlık ağır ve yıpratıcı bir duygudur. Bu duygudan kaçmak için bazen insanlar aşırı yoğun bir hayata kendilerini adapte ederek yalnızım diyen iç sesi duymamaya çalışır. Anlaşılamayacagı inancı veya yargılanacağı korkuları da yakınlık kurmayı engelleyen faktörlerdendir. Hep güçlü olma çabası ile kimseye güvenemem inançları da yalnızlığa sebebiyet vermektedir. Elbetteki bu inanç ve duygular kendi kendine oluşmamıştır. Çocuktuktan gelen bireyin bile hatırlamadığı geçmiş kendini tekrar etmeye bayılır. Yalnızlığın yıpratıcılığı destek alamayan ve tetikte insanlar oluşturduğu için sonunda yorgun ve tükenmiş olarak bizlere gelmektedirler. Yorgun ve tükenmiş olmadan yalnızlığınıza merhem olmak için çocuk kendinizi keşfetmeniz ve ona sahip çıkmanız dileğiyle…

İyi Anne Baba Kimdir?

İyi Anne Baba Kimdir?

Ebeveynlik hayatımızdaki diğer roller gibi yaşamın içinde olan bir rolümüzdür. Bu rolünde içerisinde insan olarak hatalar, sorunlar ve kontrolsüz bazı davranışlar sergilenebilmektedir. Bu durumlar bazen doğrunun ne olduğunu bilememenin verdiği hatalar iken bazen de kişinin doğruyu bilse de doğruyu ortaya koymakta zorlaması ile ilgili olabilir. Esasında iyi ebeveyn kavramından ziyade çabalayan ebeveyn vardır. İyi ebeveyn herşeyiyle iyi olan ve mükemmel olan ebeveyn demek değildir. İyi ebeveyn kendindeki bazı problemleri, rolünde uygulamakta zorlandığı kısımları ve hatalarını fark eden ve bunları değiştirmek için çabalayan, okuyan, araştıran veya belli yerlerden destekler alan ebeveynlerdir. İnsan olarak hatalar yaparız. Bu rolün içinde zaman zaman sınavlarda olduğu gibi yanlış cevaplar verdiğimiz zamanlar olabilir. Önemli olan nasıl ki okulda sınava girdiğimiz evrede yanlışlar yaptıktan sonra doğru ve yanlışlarımızın neler olduğunu fark edip o yanlışla ilgili neler yapabileceğimizi keşfetmek, doğrusunu öğrenmek için çabalamak ve o doğruyu kendimize yerleştirebilmek için uğraşmaktır ebeveynlikte de aynı şekildedir. Bazen o doğruyu bilsek de geçmişin travmalarından kaynaklı otomatik gelişen davranışlar söz konusu olabilmektedir. Bu gibi durumlar için bir ebeveynin kendisi ve ailesi için yapabileceği en iyi şey bir uzman desteği alarak geçmişin tekrar eden döngüsünden ve alışmış olduğu zihniyetten kurtulmaktır. İnsan gelişen bir varlıktır. Hayattaki her şey gibi değişim ve gelişim ihtiyaçtır. Uyum kavramı yaşamın şimdiki zaman içerisinde olanları fark edip bununla kendilerimiz arasındaki ilişkiyi kurarak kendiliğimiz ve şimdinin içindeki düzene uygun bir ortaklık da buluşabilmektir. Ne kendiliğimizden vazgeçmektir ne de tamamen şimdi yok saymaktır. Geçmişte olan yaşantısı bir ebeveynin şimdiki yaşantısı ile kıyaslayabileceği konumda değildir. Şimdinin kolaylıkları ve zorlukları farklıdır. Bu sebeple kendinin geçmişteki zorlantılarıyla evlatlarının şimdiki zorlantıları arasında kıyaslama olması sadece empatiyi yok edecektir. Önemli olan kendimizdeki hataları fark etmek ve kabul etmektir. Değişim ve dönüşü için çaba bu aşamadan sonra gelir..

Sınır Ve Sınırsızlıklar

Sınır ve Sınırsızlıklar

Hayatımızda yaşam içindeki sınırlarımızı bilmek ve bunları ortaya koymak ruhsal ve bedensel bütünlüğümüzü sağlayabilmemiz adına ihtiyaçtır. Peki sınırları yaşamımızda sergileyemediğimizin ipuçları nelerdir?
Eğer bir insanın sizden istediği bir şeyi reddettiğinizde kendinizi suçlu hissediyorsanız,
Birine hayır demekte zorlanıyorsanız,
Fazlasıyla paylaşma ve verme eğilimi içindeyseniz,
Karşı tarafın sizi reddetmesinden çok korkuyorsanız,
Aile bireylerinizi veya çevrenizi hayal kırıklığına uğratmaya yönelik kaygılar yaşıyorsanız,
Çoğu zaman çevrenizden ihtiyaç duyduğunuz saygı,ilgi,özen ve sevgiyi alamadığınızı hissediyorsanız,
Kendinizi sık sık kullanılmış hissedip kızgınlık ve kırgınlık duyguları içinde buluyorsanız,
Başkalarının veya ortamın huzuru bozulmaması adına yapılan olumsuz davranışları sineye çekmek zorunda hissediyorsanız,
Hayattaki kontrol dışı faktörlerle ilgili kendinizi sorumlu hissediyorsanız,
Kendiniz için attığınız adımlar veya dinlenmek, ağlamak gibi davranışlar da dahil sizi bencil hissettiriyorsa sınırlarınızı korumakta ciddi zorlantılar yaşıyorsunuz demektir. Bu duyguların birikimi genellikle ağır bir depresyon ile ve ona eşlik eden başka rahatsızlıklar (fiziki veya psikolojik) ile ortaya çıkmaktadır.
Çok geç olmadan kendiniz için sınırları keşfedip korumak adına önlemler almanız dileğiyle…

Uyku Problemi

Uyku problemleri için neler yapılabilir?
1. Uyku anında sizi uykudan alıkoyan düşünceleriniz var mi?
• Varsa bu düşüncelerinizi fark edip ağırlıklı olarak size hangi duygular hissettirdiğine yoğunlaşın. Öncelikle temel inancınızı saptamak ve bu noktaya değinmek durumundasınız.
•Düşünceleri itmeyip not alın ve ertesi günden itibaren bu düşünceler için kendinize 10 dk düşünme zamanları açın ve üzerine ayrıntılı düşünün. Düşünceyi itmek düşünceyi zamansal olarak öteler. En sonunda yastığa başınızı koyunca yine yüzyüze gelirsiniz. En iyisi eninde sonunda yüzleşeceğiniz o düşünceler ile peşin peşin gündüz gözüyle yüzleşin.
•Bu adımlar yetersiz kalırsa psikolojik bir destek alın. Destek almak sizi aciz, güçsüz, ezik veya deli yapmaz. İnsan yapar. İnsanlar destek alırlar, yorulurlar ve paylaştıkça zihinsel olarak daha geniş bakarlar.
2. Fotoğrafta paylaştığımız bu harika çiçeğin çayını demleyin. Kendisinin adı passiflora. Psikiyatri içerisinde farmakolojik destek açısından uykuya yönelik kullanılmaktadır. Doğal ve zararsız olan bu bitkinin kuru formunu aktarlardan bulabilirsiniz. Size sap kısımları verilecek. Bu sapları suda kaynatarak içiniz. Kabuklu bir çay oldugu için özünü vermesi adına haşlamaktan veya demlemektense 2 -3 dk kaynatmak faydayı daha iyi hissetmenizi sağlar. Başka neler tüketebilirim için önceki videolara bakabilirsiniz.
3. Uyku için nefes egzersizini kullanın. Cenin pozisyonu şeklinde sağ tarafınıza yatarak 1 saniye burnunuzdan nefes alıp 2 saniye burnunuzdan nefes veriniz. Bu nefesi aralıksız olarak gözleriniz kapalı yapın. Acaba uyudum mu diye kendinizi kontrol etmeyin. 15-20 dk pes etmeyin. Sabah uyandığınızda işe yaradığını göreceksiniz. Ayrıntılı bilgi için bunun anlatan videomuzu izleyebilirsiniz.
4. Gün içi aktivitelerinizi arttırın. Spor, sanat, kitap vb ile gün içinde size uyan meşguliyetlerle bedensel ve zihinsel enerjinizi bir yere kanalize edin.
5. Biyolojik saatinizi geciktirmeyin. Uykunuz geliyorsa ötelemeyin ve ona direnmeyin. Akşam yatağınıza yatın. Yatış ve kalkış saatlerinizin daha sabit olmasına ve gecikmemesine dikkat edin.

6. Geç saatte kafein ve tein tüketmeyin. Saat 16:00 ve sonrası kahve çay tüketmeyin.
7. Saat 23:00 sonrası teknolojik aletleri kapatın ve daha sakin geçireceğiniz bir meşguliyet ile ilgilenin veya manzarayı izleyip düşünün. Teknolojik aletlerdeki beyaz ışık uykuyu kaçırmanıza ve baş ağrısı yaşamanıza sebep olur.
Şimdiden İyi uykular 

 

Uyum Ya Da Hastalık

Uyum Ya Da Hastalık? Tanısal model dört temel gerçeği gözden kaçırmaktadır:Birbirimizi bozma kapasitemiz birbirimizi …

Mutlu Evlilik

Bilimsel araştırma sonuçlarına göre, mutlu bir evliliğin şartlarından birisi, eşlerin birbirlerine etki etmelerine …